Yazar Arşivleri: iris

Esoteros – I

Sen gittiğinden beridir dünyaya kapandım, Her sokakta gölgem peşimdedir. Persona’mın arkasındaki benlik, Klimt’e ait bir resimdedir, Susma, suskunluğunun içine Trinity Testi’ni sığdırırım. Susma, suskunluğuna iç gürültümün başını eğdiririm. İris’ine evren sakladım, Sen göz açıp kapadığında gerçekleşir büyük patlama. Karşında mahçuplaşır Kürklü Venüs, Bütünüm ve tüm parçaları, güzelliğinin ölümcüllüğünden ürküyoruz. Yokluğun kırık bir haç, bu çember […]

Lucifer’in Şarkısı

I. Işık getiren, Sevdiğimin götürdüğü topraklardaki Çiçeklerin gölgesindeki güzelliğin göstericisi, Sen, itaatsiz âşık, sen birey, sen âsi! Seherinin yanında, dünyâlar farâzi. Ey, âşıkların kalbindeki zühre, Sensin inancı denk kılan küfre. Kutsal karanlığım, Çukurum ve dağım. Ignis Gehenna, patronus amantes!* Sen ki, sevgin için lanetlenmeyi göze aldın, Hizmet edenlerin arasındaki yegane kraldın, Amansız çöllerden içeri. Sen […]

Malkav’ın Aynası

“Gözlerinde içimdeki zamansız eril enerjiyi uyaran, titreten bir şeyler vardı. Bir yolunu bulmalıydım.” Gri duvarlar ve siyah-beyaz, kare şeklinde kesilmiş mermer döşemelerle dolu odanın içindeki siyah deri koltuktan doğruldu. Ağzından dökülen son cümle, buydu. Saatlerdir anlatıyordu ve bunu yaparken, önündeki su dolu bardağa dokunmamıştı. Bardağa baktı, geçtiğini varsaydığı zaman süresince, suyun hatrı sayılır bir kısmının […]

Tekrar

Yüzünü, dudaklarını, belini, kasıklarını, Memelerini ve ellerini, Hepsini ama hepsini, Bakışımda sindirip eritmek, Bütün tenini dokunuşumda yutmak ve ruhuna değmek istiyorum. Sonrasında tekrar doğacağız, göz açıp kapayıncaya kadar Veya arzu yer çekimini yadsıyıp, Zeminle buluşuncaya değin. Ve sonra sana tekrar dokunacak, tenini tekrar yutacağım, Ve tekrar, doğacağız. Beraber geldikçe, tekrar Havaya karışacak vücutlarımız Tekrar ayrılabilmeleri için, […]

Krizantem

ölümle özdeşleşen krizantemin can taşıdığını pek azı düşünür kötülükle özdeşleşen karanlığın, doğumdan önceki an olduğunun hatırlanmaması gibi. imge, onu gösterdiği kadar örter üstünü hakikatin. gel, sana hayat dolu krizantemlerimi göstereyim, ellerimi tut, yaşama nefes üfleyen bir karanlığın önündeki perdeyi indireyim. geceme aidim, fakat biliyorum ki gecem paylaşır seninle beni, örtünün aşıkları ve aşıkların bir örtüyü […]

enso

her iş gibi, kendini alıştırdıktan sonra kolay iştir kıymak, kendini ona alıştırmış olan için. kıyma alışkanlığına kıyabilmek olur asıl mesele. ironiktir ki, yok etme eğilimi de bağlanılabilecek bir şeydir. ve bağların ortadan kaldırılmasıdır yapılması gereken yirmi iki yıldır içinde darağaçları sallandırmış bir cellâdın görevi daha fazlasının manivelasına asılmak değildir, bırakabilmektir o manivelayı ki bu görev […]

Bilinçdışı’nın Denizinde Eşsiz bir Balık – Carl Gustav Jung

26 Temmuz 1875’te, İsviçre’nin Kesswill kentinde Paul Achilles Jung ve Emilie Preiswerk doğan ikinci, hayatta kalan ilk çocuklarını kucaklarına aldıkları zaman, ilk çocukları bir kaç gün yaşayıp öldüğünden dolayı kaygı ile bezeli bir mutluluk yaşadıklarını düşünmek çok da uzak bir varsayım olmazdı fakat küçük Carl Gustav’ın hayatının, ebeveynlerinin kaygılı mutluluğunun ötesine hatrı sayılır bir şekilde […]

Divana Kendini Yatırmak — 1

Kendimi büyük şehrin telaşından uzaklaştırıp da bir kaç günlüğüne yuvam, yurdum olan o uzaklardaki, bulutların, göğün tepesinde yıldızların yatakları gibi kurumlandığı ve gecenin peçesinin ardından ayın bana yıllardır göz kırptığı o köy evine ulaşmak için otobüsten iniverdim bugün. Bayırların arasından yürürken, bir otobüs durağında bırakılmış, kokusu hâlâ üzerinde olan bir çiçek karşıladı beni. Onu elime […]